Her Eğitimci ve Öğrencinin Mutlaka Okuması Gereken 5 Kitap

Her Eğitimci ve Öğrencinin  Mutlaka Okuması Gereken 5 Kitap
Sefa Özdeniz
Tecrübe Paylaşımı - Hayata Dair
Haz 6, 2017
1444

Eğitimin en önemli amacı bireyin kendisini geliştirmesidir. İşte her öğrencinin kendini geliştirmesi ve hayata farklı bir bakış açısı yakalaması için mutlaka okuması gereken 5 önemli kitap;

 

1) ŞEKER PORTAKALI

Yazarlıkta karar kılıncaya kadar, boks antrenörlüğünden ressam ve heykeltıraşlara modellik yapmaya, hamallıktan garsonluğa kadar çeşitli işlerde çalışan Jose Mauro de Vasconcelos'un başyapıtı Şeker Portakalı, "Günün birinde acıyı keşfeden küçük bir çocuğun öyküsü"dür.
Çok yoksul bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelen, dokuz yaşında yüzme öğrenirken bir gün yüzme şampiyonu olmanın hayalini kuran Vasconcelosun çocukluğundan derin izler taşıyan Şeker Portakalı, yaşamın beklenmedik değişimleri karşısında büyük sarsıntılar yaşayan küçük Zezenin başından geçenleri anlatır. Vasconcelos, tam on iki günde yazdığı bu romanı "yirmi yıldan fazla bir zaman yüreğinde taşıdığını" söyler.
Şeker Portakalı, okuyucularına tam bir hayat dersi sunuyor ve hayata dair gerçekleri su yüzeyine çıkartıyor. Bunu yaparken de okuyucunun kendi geçmişinden parçaları bulmasını ve hayatı daha iyi anlamasını sağlıyor.
Aydın Emeç'in güzel Türkçesiyle dilimize armağan edilmiş, Dünya üzerinde inanılmaz ses getirmiş ve her yaştan her kesimden insanın kendinden bir şeyler bulabileceği, kolay ulaşılır, seri, kısa ve etkili bir kitaptır.

2) KÜÇÜK PRENS

Israrla çocuk kitaplarıyla aynı rafa konulsa da her insanın hayatının farklı dönemlerinde mutlaka okuması gereken bir kitaptır. Dünyanın en çok satan ve okunan kitaplarından biridir.
Yazar, Fransız bir savaş pilotu olan Antoine de Saint-Exupéry'dir. Yazar bu kitabı İkinci Dünya Savaşının ortalarında yazmıştır. Savaş sırasında da uçağı düşürülerek ölmüştür. Kitabı başlatan olay; Sahra Çölü'ne düşen pilotun, Küçük Prens'le karşılaşmasıdır. Eserde bir çocuğun gözünden büyüklerin dünyası anlatılır.Kitap yirmi yedi bölümden oluşur. Özellikle Küçük Prens'in yurdundan ayrılıp altı ayrı gezegene yaptığı gezileri anlatan bölümlerde bazı tipik yetişkin yaşam biçimlerinin eleştirisi yapılır. Kralın gezegeni otorite tutkusunu, sanatçının gezegeni, kendini beğenmişliği ve sanatçının toplumla yitirmiş olduğu iletişimsizliği, umutsuzluk ve buna dayanan unutma isteğini, işadamının yaşadığı gezegen, amaçsız sahip olma tutkusunu, fenercinin gezegeni anlamsız ve sorgulamaksızın yerine getirilen görev duygusunu, coğrafyacının yaşadığı gezegen ise bilimi kimin için yaptığını unutan bilim adamını ve bilim anlayışını sembolize eder.
Kitabı anlamak kolaydır. İnsan, çocukluğundan parçalar taşıyor; çocukluğun nasıl bir şey olduğunu biliyor ise. Yoksa okuduklarını anlamlandıramaz insan. B612 gezegeninden gelip bize dünyanın aslında nasıl bir yer olduğunu anlatan bu sevimli dost, eminim her okuyana çok farklı şeyler katmıştır. Mesela büyüklere… Büyüklerin çocukları anlamak konusunda ne kadar yeteneksiz olduğunun bir kanıtıdır bu kitap. "Büyükler hiçbir şeyi kendi kendilerine anlayamazlar. Onlara durmadan her şeyi anlatmak da çocuklar için yorucudur." Diyerek durumu açıklamıştır Küçük Prens.
Kitap aslında bir masal gibi dursa da hem çocukların hem de özellikle büyüklerin okuyup anlamlar çıkarması gereken bir kitap. Kitap, büyüklerin hatalarına, yaptıkları yanlışlıklara eleştirel göndermeler yapıyor. İnsanların büyüdükçe çocuk ruhunu nasıl unuttuklarını anlatıyor. Kesinlikle yaşarken okunması gereken kitapların başında geliyor.
"Hoşça git," dedi tilki. "Vereceğim sır çok basit: İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez." Küçük Prens unutmamak için tekrarladı: "Gerçeğin mayası gözle görülmez."

3) BEYAZ ZAMBAKLAR ÜLKESİNDE

Yazar Grigory Petrov'un çeşitli aralıklarla çıktığı Finlandiya seyahatlerindeki notlardan oluşan eser, 1800'lerin son döneminde Finlandiya halkının içinde bulunduğu durumu, cehaletten kurtulmak için başta Johan Vilhelm Snellman olmak üzere ülkedeki bir avuç Fin aydının verdiği olağanüstü mücadeleyi anlatır.
Eser Finlandiya'nın tarihini ve Fin Kültürü'nün gelişimini irdeleyen bir kitaptır. Eserde bir zamanlar bataklıklar diyarı olan Finlandiya'nın bataklıktan "Beyaz Zambaklar Ülkesi"ne dönüştüren kültürel ve sosyal aşamaların öyküsü irdelenmiştir. “Finler uzun yıllar milli kültürlerinin gelişmesi ve ilerlemesi için çalışmışlar ve bugün birçok Avrupa ülkesinden daha yüksek bir uygarlık derecesine ulaşmışlardır.”
Kitap, Mustafa Kemal Atatürk zamanında Türkçeye ilk kez çevrildi. Atatürk, kitabı okuduğunda bu destansı başarıya tek kelimeyle hayran olmuştu. Derhal kitabın ülkedeki okulların, özellikle askeri okulların müfredatına dahil edilmesini emretti. Türk askerleri ülkelerindeki “yaşamı yenilemek” için mutlaka bu kitabı okumalıydılar. O vakitler, kitap o kadar çok ilgi gördü ki, Kuran-ı Kerim’den sonra en çok okunan kitap haline geldi.
Bu kitap tüm yoksulluğa, imkansızlıklara ve elverişsiz doğa koşullarına rağmen, bir avuç aydının önderliğinde; askerlerden din adamlarına, profesörlerden öğretmenlere, doktorlardan işadamlarına kadar, her meslekten insanın omuz omuza bir dayanışma sergileyerek, Finlandiya’yı, ülkelerini geri kalmışlıktan kurtarmak için nasıl büyük bir mücadele verdiklerini, tüm insanlığa örnek olacak biçimde gözler önüne sermektedir.

4) DUYGUSAL ZEKÂ (Dr. Daniel Goleman)

'IQ' ile ölçülen zeka, insanların okul ve iş yaşamındaki başarısını belirleyen değişmez bir etken midir? Öyleyse, neden yüksek IQ'lu çocuklar, ortalama IQ'ya sahip arkadaşlarına göre hayatta daha başarısız olabiliyor?
Dr. Daniel Goleman, psikoloji alanında çığır açan bu kitabında, 'EQ'nun 'IQ'dan daha önemli olduğunu kanıtlıyor. 'Duygusal zeka'yı, özbilinç, azim, dürtülerini frenleme, başkalarının duygularını paylaşabilme gibi özellikleri içeren bir zeka olarak tanımlıyor.
Araştırma bulgularına göre, duygusal zeka yoksunluğu, kişinin aile yaşamından mesleki başarısına, toplumsal ilişkilerinden sağlık durumuna kadar birçok alanda çok kötü sonuçlar doğurabiliyor. Ancak, Dr. Goleman'a göre, duygusal zeka doğuştan gelen bir özellik değil. İnsan beyninin yapısı dolayısıyla, çocuklukta alınan duygusal dersler, yaşam boyunca davranış tarzını belirliyor.
Başta eğitimciler ve ana-babalar olmak üzere, herkesin ufkunu açan bu kitabın çok önemli bir toplumsal mesajı da var: Demokrasinin topluma ne ölçüde mal olduğu, bireylerin duygusal zeka düzeyiyle doğrudan bağlantılı.

5) ACIMAK (Reşat Nuri Güntekin)

Reşat Nuri Güntekin'in 1928 yılında basılan kısa soluklu romanı. Eser küçük yaşta gördüğü kötü muamelelerden dolayı acıma duygusu olmayan bir öğretmeninin babasının vefatından sonra onun günlüğü okuyarak babası ve hayatı hakkındaki gerçekleri öğrenmesini konu alır.
Başkahramanı çocuk olmayan, edebiyatımızın nadide eseri olan bu roman, her zaman başucu olmalıdır. Başkahramanı Zehra Öğretmen'in babası Mürşit Efendi ile olan ilişkisini temel alan bu kitapta; empatidir esas konu. İdealler, yanlış tercihler, kaybetmemeye çalıştığımız ilkelerimiz... Bütün bunlar çarpıcı bir şekilde karşımıza çıkacak. Olayların her zaman bize göründüğü gibi olmayabileceğini aklınızın bir köşesine kazır bu kitap.
Empati; insan yaşamında her zaman önemlidir. Sağlıklı iletişim empati ile mümkündür. Eserde, acıma duygusu kaybetmiş bir öğretmen ve babası ile ilişkisini okurken, kendinizi ister bir bayan olarak Zehra'nın yerine koyun, ister bir erkek olarak Mürşit Efendi'nin yerine. Bu kitap çok şey öğretecek ve hayat boyu kendini hatırlatacak.

 

Sizlerde her öğrencinin mutlaka okuması gereken kitap önerilerinizi yorum olarak paylaşabilirsiniz.

Bir önceki yazımız olan Dikkat Etmek Gerek başlıklı makalemizde öğrencilerin ve eğitimcilerin özel ders'te dikkat etmesi gereken konular hakkında bilgi verilmektedir. 

Yazıyı Paylaş
Yorumlar
0
Bir Cevap Yazın
E-Posta Adresiniz Yayınlanmayacaktır