Kitap Okurken Kendini Oku

Kitap Okurken Kendini Oku
Derin Ö.
Tecrübe Paylaşımı - Hayata Dair
Kas 27, 2020
108

Kitap okurken kaliteli bilginin peşinde olmak, altını çizmek, durup durup önemli yerleri okumak, okuduklarını öncekiler ile sentez yapmak, düşünmek, bildiğin diller arasında bağlantı kurmak, ele telefondan ziyade kitabın layık olduğunu kavramak ve tüm bu süreçte zihin aktif olduğu için ruhen diri kalmak… İşte bu unsurlara dikkat edilerek yapılan bir kitap okuma örneği.

Niyet Deneyi /The Intention Expriment)
(Lynne McTaggart)

Kayıp Sembol isimli kitabı okuduğumda öğrendim bu kitabı. Kayıp Sembol (Dan Brown), daha çok masonik dünyâyı anlatmasıyla bilinse de, ben eşzamanlı olarak anlatılan “noetik” kavramını ve bu alanda yazılmış bu kitabı ilginç buldum. Şimdi bu kitabı okurken altını çizdiğim satırlar ile ilgili yorumlar yazmak niyetindeyim.

“Düşüncelerinizi kullanarak hayatınızı değiştirmek” ten bahsediyordu bu kitap. Düşünmek, evet, belki de günümüzde en az yapılan insânî eylem. Oysa aslında en etkili bir eylem olarak görmek gerek düşünmeyi. Elbette burada “tefekkür” kıvamındaki düşünceden bahsediyoruz, gelişigüzel hayal kurmacalardan değil. İnsanlar arası “aklımdan çıkmıyorsun, sürekli seni düşünüyorum” tarzı beşerî düşünceler de değil. Kafa yormak, zihin emeği sarf etmek, odaklanmak gibi eylemlerdir önemli görülmesi gereken. Böylesi bir akıldan çıkan niyetlerin hayır getireceğini düşünüyorum, yoksa düşünceden yoksun bir “iyi niyetli” insan, sizi hastaneye götürmek için arabasına alıp da aslında şoförlüğü yeterli olmayan biri gibidir. İyi niyeti ‘araba’ olsa da, bilgi ve pratik eksikliği, hastane yolunda kaza yaptırabilir size.

“Benim küçük zihinsel katkım gezegende yaşanan muazzam ısdırapları hafifletebilir miydi?” ifadesi yer alıyordu kitapta. İşte asıl mesele bu idi. Düşünce ile niyet ile, yâni iç dünyâda olan, dış dünyadaki olaya etki eder miydi? Hem de nasıl! Mâneviyâttan nasibiniz var ise hemen konu ile ilgili âyetler, hadisler zihninizde uçuşmaya başlar. Ben, dîn ve dil kesişiminde durarak farklı bir açıdan yaklaşmak istiyorum konuya.

Niyet kelimesi köken olarak (nun-vav-ye/ n-v-y) harflerinden oluşur ve ilâhî mesajın ayetinde çekirdek anlamında kullanılır. Evet insanın içindeki niyet ile kabuğun içindeki çekirdek aynı kökten gelen kelime ile ifâde edilir. Mâlum, çekirdek kalitesiz ise meyve de ya hiç olmaz, ya da faydasız, hattâ zararlı olur. Çekirdeğin sahibinin, kabuğunun iyi olması yetmez, çekirdeğin kaliteli olması gereklidir. Koca bir ağaç olma potansiyeli olabilecek bir çekirdek, bir toprakaltı canlısına yem olabilir yoksa.

Dilin diğer boyutunda “nükleer” de çekirdek anlamındadır. Yani müthiş etkili o enerji türü, çekirdekten üretilir. En tehlikeli silahlar, nükleer silahlardır.

İşte, fark etmeli ki maddenin çekirdek hâlinden bu kadar yıkıcı bir güç elde ediliyor ise, mânânın çekirdek hâlinden, yâni niyetten ne kadar yapıcı bir güç ortaya çıkması söz konusudur.

Düşünce gücü zaman ve uzayı aşmaktaydı.” diyor kitap. Evet, insanın iç dünyâsında insan dünyâsını aşan bir potansiyel var. Odaklanmak, doğru merkeze yönelmek gerekiyor. “Belki de dünyayı değiştirecek olan şey tek bir toplu yönlendirilmiş düşüncedir.” cümlesi aslında inançlı insanlara hemen duânın gücünü hatırlatır. ‘Elden bir şey gelmeyen’ durumlarda, elin ‘semâya’ yönelip duâ etmesi… Niyetin bir iksir gibi değiştirici, dönüştürücü gücünü keşfetmek. Elbette ciddî bir inanç gerektiriyor. Öyle ki kitaptaki “Plasebo etkisi, inanç yanlış bile olsa düşüncelerin güçlü olduğunu göstermiştir. Doktor hastaya plasebo ya da şekerli bir hap verdiği zaman hastanın bu ilacın işe yarayacağı inancına güvenmektedir.” satırları, inanmanın değeri hakkında mânidârdır.
Kitap hakkında daha fazla yazmak ‘niyetindeyim’. Şimdilik, altını çizdiğim satırlardan bazılarını daha aşağıya yazmakla yetineyim:
 

  • İnsan, bizlerin evren dediği bütünün parçasıdır; zaman ve uzayla sınırlı bir alan. Kendini, düşüncelerini ve duygularını geri kalan her şeyden farklı olarak algılar-kendi bilincinin yarattığı bir tür optik yanılgı. ( Albert Einstein)
  • Atom altı parçacıklar bir kere temas ettiklerinde birbirlerini tanıdıkları ve aralarında e kadar uzun mesafe olursa olsun anında birbirlerini etkilediklerini keşfetmiştir. (..) Dolaşık parçacıkların hareketi doğumdan birbirinden ayrılan, benzer ilgi alanları olan ve sonsuza kadar birbirleriyle telepatik bağ içinde olan ikizlerin durumuna benzetilebilir. (..) Bu kuantum parçacıları görünmez bir kablo ile birbirlerine bağlıyor gibiydi.(..) Boş uzay bile dolaşık parçacıklarla doludur.
  • Bizler ve tüm uzay bir büyük dolaşıklık isek, o zaman kendimizden uzaktaki şeylerle bağlar kuruyoruz demektir.
  • Tüm yaşamın tek bir kural kitabının olduğunu göstermektedir
  • İnsanın yaratılışında olan bir şey televizyonun üzerindeki çatal antenin yaptığı işi yapıyordu.
  • İyi yönlendirilmiş düşünce hiç gücünü kaybetmeden parlayan lazer ışığı gibi olabilir.
  • Niyet, sevginin mükemmel bir ifadesidir.
  • Niyet başlangıçta odaklanma gerektirmekle beraber sonra, bir tür teslimiyet, kendini bırakma ve sonuçtan soyutlanmayı zorunlu kılmaktadır.

İlâhî mesajdaki tefekkür, duâ âyetlerini bilen, Hadîs kitaplarının ilk sırasındaki “Ameller, niyetlere göredir” Peygamber sözünü hatırlayan bizler, bu kitabın onca emek sonrası ulaştığı noktadan başlıyoruz/ başlamalıyız hayata.
Niyet, “deed” in “seed” idir. Düşününce, dil üzerinden bile bu yakınlığı görmek mümkün.

Kişisel Gelişim, İngilizce, Arapça, Yaşam Koçu - Derin Öz

Yazıyı Paylaş
Yorumlar
0
Bir Cevap Yazın
E-Posta Adresiniz Yayınlanmayacaktır