Deprem, yer kabuğundaki kırılmalar nedeniyle ani olarak ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılıp geçtikleri ortamları ve yeryüzünü sarsmasıdır; AFAD'a göre bu kırılma, levhaların birbirini zorlaması sonucu biriken enerjinin sürtünme direncini yenerek boşalmasıyla gerçekleşir ve yeryüzünde bazen gözle görülebilen arazi kırığına fay adı verilir. Büyüklük (magnitüd) depremin kaynağında açığa çıkan enerjinin aletsel ölçüsüdür ve her deprem için tek bir sayıdır; şiddet ise depremin yeryüzünde belirli bir noktadaki etkisinin ölçüsüdür ve aynı depremde bile bölgeden bölgeye değişir.
Özel Ders Alanı
En İyi Fizik Öğretmenlerinden Ders Al
Kısacası büyüklük depremin kendisini, şiddet ise depremin size ne yaptığını anlatır. Biri sabit bir doğa gerçeğidir, diğeri büyük ölçüde bizim kararlarımızla şekillenir.
Aşağıda bu üç kavramın tek bir zincir halinde nasıl birbirine bağlandığını, AFAD, MTA ve USGS gibi resmi kaynaklara dayanarak adım adım açıyoruz.
Depremden Önce Yerin Altında Ne Oluyor?
Deprem, bir anda başlayan bir olay gibi görünür. Oysa hikâyenin büyük kısmı, hiçbir şeyin olmadığı onlarca yılda yazılır.
AFAD'ın aktardığı yeryüzü modeline göre yerkürenin dışında yaklaşık 70 ila 100 kilometre kalınlığında bir taş küre, yani litosfer bulunur. Kıtalar ve okyanuslar bu katmanın üzerinde yer alır.
Bu taş kürenin hemen altında astenosfer denilen yumuşak üst manto vardır. Burada oluşan konveksiyon akımları, taş kabuğu parçalayarak çok sayıda levhaya böler. Halen 10 kadar büyük levha ve çok sayıda küçük levha bulunmaktadır.
Bu levhalar, üzerlerinde taşıdıkları kıtalarla birlikte astenosfer üzerinde adeta sal gibi yüzer ve birbirlerine göre insanların hissedemeyeceği bir hızla hareket eder. Dünyada olan depremlerin büyük çoğunluğu, bu levhaların birbirini zorladığı sınırlarda, dar kuşaklar üzerinde oluşur.
Anahtar Kavram
Levhalar hareket ederken aralarında harekete engel olan bir sürtünme kuvveti vardır. Bir levhanın hareket edebilmesi için önce bu sürtünme kuvvetinin yenilmesi gerekir. Depremin zamanlamasını belirleyen şey, işte bu direncin ne zaman kırılacağıdır.
Elastik Geri Sekme: Depremin Fizik Motoru
Depremlerin oluşumu, 1911 yılında Amerikalı bilim insanı Harry Fielding Reid tarafından Elastik Geri Sekme Kuramı adı altında açıklanmış ve laboratuvarlarda denenerek ispatlanmıştır.
Kurama göre herhangi bir noktada zamana bağlı olarak yavaş yavaş biriken deformasyonun elastik olarak depoladığı enerji, kritik bir değere ulaştığında fay düzlemi boyunca var olan sürtünme kuvvetini yener.
O anda fayın iki tarafındaki kayaç blokları birbirine göre ani biçimde yer değiştirir. Yıllarca biriken deformasyon enerjisi mekanik enerjiye dönüşerek boşalır ve yer katmanları kırılır.
Kayaların önceden bir birim yer değiştirme birikimine uğramadan kırılması mümkün değildir. Kayalar belirli bir deformasyona kadar dayanıklılık gösterir, sonra kırılır. Bir bahçe makasının yayını yavaşça germeye benzer: enerji sessizce birikir, kopuş bir anda olur.
Neden Önemli
Bu mekanizma, depremin neden "birdenbire" olduğunu açıklar. Enerji yıllar içinde birikir, boşalma ise saniyeler sürer. Enerjinin birikimi ölçülebilir, ancak kopmanın tam anı ölçülemez. Deprem tahmininin temel zorluğu buradan gelir.
Fay Nedir ve Kaç Türü Vardır?
Deprem dalgaları yayılırken yeryüzünde bazen gözle görülebilen, kilometrelerce uzanabilen arazi kırıkları oluşur. AFAD bu kırıklara fay adını verir.
Her fay yüzeyde görünmez. Bazıları yüzey tabakalarıyla gizlenmiştir. Bazen de eski bir depremden oluşmuş, yeryüzüne kadar çıkmış ancak zamanla örtülmüş bir fay yeniden oynayabilir. Haritalanmamış olması, orada olmaması anlamına gelmez.
Faylar genellikle hareket yönlerine göre isimlendirilir. Bu sınıflandırma, ilk bakışta teknik bir ayrıntı gibi görünse de fayın hangi büyüklükte deprem üretebileceğini anlamanın anahtarıdır. Yer kabuğunun bu davranışını daha derinlemesine incelemek isteyenler için coğrafya dersleri konuya sistematik bir çerçeve sunar.
Yatay Hareket
Doğrultu Atımlı Fay
Daha çok yatay hareket sonucu meydana gelen faylardır. Fayın oluşturduğu iki blok, birbirine göre sağa ya da sola kayar. Bu nedenle sağ yönlü veya sol yönlü doğrultu atımlı fay olarak da adlandırılır.
Düşey Hareket
Eğim Atımlı Fay
Düşey hareketlerle meydana gelen faylardır. Bloklardan biri diğerine göre yukarı ya da aşağı hareket eder. Çekme rejiminin hâkim olduğu bölgelerde bu tür faylar öne çıkar.
Karma Hareket
Bileşik Davranış
Gerçek dünyada faylar kitaptaki kadar temiz ayrılmaz. AFAD'ın belirttiği gibi fayların çoğunda hem yatay hem de düşey hareket bulunabilir. Tek bir fay, iki karakteri birden taşıyabilir.
Deprem Parametreleri: Odak, Episantr ve Derinlik
Bir deprem olduğunda haberlerde duyduğunuz her sayının bir karşılığı vardır. AFAD bunları deprem parametreleri olarak tanımlar.
Bu parametreleri bilmek, aynı büyüklükteki iki depremin neden çok farklı sonuçlar doğurabileceğini anlamanın ilk adımıdır.
Odak Noktası (Hiposantr)
Yerin içinde depremin enerjisinin ortaya çıktığı noktadır. İç merkez de denir. Gerçekte bir nokta değil bir alandır, ancak pratik uygulamalarda nokta olarak kabul edilir.
Dış Merkez (Episantr)
Odak noktasına en yakın olan yer üzerindeki noktadır. Genellikle en çok hasarın görüldüğü ya da sarsıntının en kuvvetli hissedildiği yerdir. Bu da aslında bir alandır; "episantr bölgesi" demek gerçeğe daha yakındır.
Odak Derinliği
Enerjinin açığa çıktığı noktanın yeryüzünden en kısa uzaklığıdır. Depremin yıkım karakterini belirleyen en kritik parametrelerden biridir.
AFAD, tektonik depremleri odak derinliklerine göre üç gruba ayırır. Bu ayrım, depremin ne kadar geniş bir alanda hissedileceğini ve ne kadar yıkıcı olacağını doğrudan etkiler.
| Sınıf | Derinlik | Davranışı |
|---|---|---|
| Sığ deprem | 0 - 60 km | Dar bir alanda hissedilir, ancak o alanda çok büyük hasar yapabilir |
| Orta derinlikte | 70 - 300 km | Daha çok bir levhanın diğerinin altına girdiği bölgelerde görülür |
| Derin deprem | 300 km üzeri | Çok geniş alanlarda hissedilir, buna karşılık yaptığı hasar azdır |
AFAD'a göre Türkiye'de olan depremler genellikle sığ depremlerdir ve derinlikleri 0 ila 60 kilometre arasındadır. Bu tek cümle, ülkemizdeki depremlerin neden bu kadar yıkıcı olabildiğini büyük ölçüde açıklar.
Her Deprem Fay Kaynaklı Değildir: Deprem Türleri
Depremler oluş nedenlerine göre farklı türlerde olabilir. Levha hareketi sonucu oluşanlara tektonik deprem denir ve AFAD'a göre yeryüzünde olan depremlerin yüzde 90'ı bu gruba girer.
Türkiye'de olan depremler de büyük çoğunlukla tektonik depremlerdir. Geri kalan türler daha yerel ve genellikle daha az yıkıcıdır.
Volkanik Depremler
Volkanların püskürmesi sırasında oluşan gazların patlamalarıyla meydana gelir. Yerel etkilidirler ve önemli zarara neden olmazlar. Türkiye'de aktif yanardağ olmadığı için bu tip depremler görülmez.
Çöküntü Depremleri
Mağaralar, kömür ocağı galerileri ya da tuz ve jipsli arazilerde erimeyle oluşan boşlukların tavan bloğunun çökmesiyle oluşur. Hissedilme alanları yereldir, enerjileri azdır.
Deniz Depremleri ve Tsunami
Odağı deniz dibinde olan derin deniz depremlerinden sonra kıyılara ulaşan ve bazen büyük hasar veren dalgalar oluşabilir. Bu dalgalara tsunami denir.
Terminoloji Notu
Büyük bir depremden önce görülen küçük sarsıntılara öncü deprem, sonrasında devam eden ve sayısı birkaç yüzü bulabilen küçük depremlere artçı deprem denir. AFAD, artçıların şiddet ve sayısında zamanla azalma görüldüğünü belirtir. Ancak öncü depremler ancak ana deprem olduktan sonra öncü olarak adlandırılabilir; yaşandıkları anda sıradan bir sarsıntıdan ayırt edilemezler.
Büyüklük (Magnitüd) Tam Olarak Neyi Ölçer?
Büyüklük, deprem sırasında açığa çıkan enerjinin bir ölçüsüdür. Enerjiyi doğrudan ölçme imkânı olmadığı için aletsel bir ölçüt geliştirilmesi gerekmiştir.
Bu yöntemi 1930'lu yıllarda ABD'li Prof. Charles Richter tanımladı. Richter, episantrdan 100 km uzaklıkta ve sert zemine yerleştirilmiş özel bir sismografla kaydedilen zemin hareketinin mikron cinsinden ölçülen maksimum genliğinin 10 tabanına göre logaritmasını depremin magnitüdü olarak tanımladı.
Buradaki kritik kelime logaritma. Ölçek doğrusal değildir ve sezgilerimizi düzenli olarak yanıltır. Ölçeğin ardındaki matematiği merak edenler için üstel ve logaritmik fonksiyonlar, fizik dersinin en somut uygulama alanlarından birini oluşturur.
Ölçeğin İki Yüzü
Büyüklükte bir tam sayı artış, USGS'in aktardığına göre iki farklı şey ifade eder ve bunlar sıklıkla birbirine karıştırılır:
Genlik: Sismografta kaydedilen yer hareketinin genliği yaklaşık 10 kat artar.
Enerji: Açığa çıkan enerji yaklaşık 31 ila 32 kat artar. Binaları yıkan şey enerji olduğu için asıl önemli karşılaştırma budur.
Bu farkın sonucu şaşırtıcıdır. 7,0 büyüklüğündeki bir deprem, 6,0 büyüklüğündeki bir depremden yaklaşık 32 kat daha fazla enerji açığa çıkarır. 5,0 ile arasındaki fark ise 32 çarpı 32, yani yaklaşık 1.000 kattır.
| Ölçek | Neyi Kullanır | Sınırı |
|---|---|---|
| Yerel Büyüklük (ML) | Sismografta kaydedilen dalga genliği | Richter'in özgün yöntemi. Büyük depremlerde doyuma ulaşır, güvenilirliği düşer |
| Cisim Dalgası (Mb) | Derinlere inen hacim dalgaları | Belirli bir aralık için uygundur |
| Yüzey Dalgası (Ms) | Yüzeyden yayılan dalgalar | Diğer yöntemlerin yetersiz kaldığı büyük depremlerde kullanılır |
| Moment Büyüklüğü (Mw) | Sismik moment: kırılan fay alanı, atım miktarı ve kayacın sertliği | Doyuma ulaşmaz. USGS'e göre çok büyük depremlerde en güvenilir tahmini verir |
Aynı Deprem, Farklı Sayılar: Kurumlar Neden Ayrışır?
Bir deprem sonrası farklı kurumların farklı büyüklükler açıklaması, çoğu insanın kafasını karıştıran bir durumdur. Oysa bu bir hata değil, yöntem farkıdır.
Yukarıdaki tablodan da anlaşılacağı gibi her ölçek farklı bir fiziksel niceliği baz alır. Bir kurum yerel büyüklüğü, diğeri moment büyüklüğünü raporlarsa aynı deprem için iki farklı sayı ortaya çıkar.
Kandilli Rasathanesi'ne göre, bilim dünyasında bir deprem için moment büyüklüğü hesaplanabilmişse diğer büyüklük türlerine gerek kalmadığı düşünülür. Ancak Mw en karmaşık yöntemdir ve hesaplanması belirli bir zaman alır.
Bu yüzden ilk dakikalarda açıklanan değer hızlı bir ön hesaptır, ilerleyen saatlerde revize edilebilir. İlk sayının değişmesi bir tutarsızlık değil, verinin olgunlaşmasıdır.
Sık Yapılan Hata
AFAD'ın önemli bir uyarısı var: gözlemevleri tarafından bildirilen magnitüd, tek başına depremin enerjisi ve etkisi hakkında tam bir fikir vermez. Çünkü deprem sığ ya da derin odaklı olabilir. Magnitüdü aynı olan iki depremden sığ olanı daha çok hasar yaparken, derin olanı daha az hasar yapar.
Şiddet: Depremin Size Ne Yaptığının Ölçüsü
AFAD şiddeti şöyle tanımlar: herhangi bir derinlikte olan depremin, yeryüzünde hissedildiği bir noktadaki etkisinin ölçüsü. Diğer bir deyişle şiddet, depremin yapılar, doğa ve insanlar üzerindeki etkilerinin bir ölçüsüdür.
Bu etki; depremin büyüklüğüne, odak derinliğine, uzaklığa ve yapıların depreme karşı gösterdiği dayanıklılığa göre değişir. Yani şiddet bir aletle değil, gözlemle belirlenir.
Bir deprem olduğunda, o noktadaki şiddeti belirlemek için bölgede meydana gelen etkiler gözlenir. Bu izlenimler şiddet cetvelinde hangi tanıma uyuyorsa, deprem o şiddet derecesinde kabul edilir.
Bugün kullanılan başlıca cetveller değiştirilmiş Mercalli Cetveli (MM) ve Medvedev-Sponheuer-Karnik (MSK) cetvelidir. Her ikisi de XII şiddet derecesini kapsar ve şiddetler Romen rakamıyla gösterilir. Bu yüzden bir haberde "7,2 şiddetinde deprem" ifadesi görüyorsanız, orada aslında büyüklük kastediliyordur.
AFAD'ın aktardığı MSK cetveline göre şiddeti V ve daha küçük olan depremler genellikle yapılarda hasar meydana getirmez; bunlar insanların depremi hissetme şekline göre değerlendirilir. VI ile XII arasındaki şiddetler ise yapılardaki hasara ve arazideki kırılma, yarılma, heyelan gibi bulgulara dayanır.
| Şiddet | Adı | Gözlenen Etki |
|---|---|---|
| I | Duyulmayan | Titreşimler insanlarca hissedilmez, yalnız sismograflarca kaydedilir |
| III | Hafif | Sarsıntı, yoldan geçen hafif bir kamyonetin oluşturduğu sallantı gibidir |
| V | Şiddetli | Yapı içindeki herkes hisseder, sarkaçlı saatler durur, kerpiç yapılarda hafif hasar olabilir |
| VII | Hasar Yapıcı | Herkes dışarı kaçar, betonarme yapıların çoğunda hafif hasar, kerpiç yapıların çoğunda ağır hasar |
| IX | Çok Yıkıcı | Genel panik, betonarme yapıların çoğunda ağır hasar, toprak altındaki borular kırılır, raylar bükülür |
| XII | Yok Edici | Toprağın altında ve üstündeki tüm yapılar baştanbaşa yıkılır, yeryüzü büsbütün değişir |
Tabloda yalnızca öne çıkan basamaklar yer alıyor; MSK cetvelinin tamamı I'den XII'ye kadar on iki dereceden oluşur ve her derece için insanlara, yapılara ve araziye dair ayrı ayrı tanımlar içerir.
Şiddet ve Büyüklük Farkı: Yan Yana Karşılaştırma
| Ölçüt | Büyüklük (Magnitüd) | Şiddet |
|---|---|---|
| Neyi ölçer | Kaynakta açığa çıkan enerjiyi | Belirli bir noktadaki etkiyi |
| Nasıl belirlenir | Aletsel ölçüm ve hesaplama | Gözlem ve şiddet cetveli |
| Kaç değer alır | Deprem başına tek bir sayı | Her nokta için ayrı bir değer |
| Gösterimi | Ondalık sayı (örneğin 6,4) | Romen rakamı (örneğin VIII) |
| Neye bağlıdır | Kırılan fay alanı, atım, kayaç özelliği | Uzaklık, derinlik, zemin, yapı kalitesi |
| Zamanla değişir mi | Değişmez, sadece hesabı revize edilir | Aynı yerde yapı kalitesi arttıkça düşer |
Tablonun son satırı en önemlisidir ve genellikle en az fark edilenidir. Büyüklük doğa olayının kendisidir; onu değiştiremeyiz.
Şiddet ise kısmen bizim eserimizdir. Aynı büyüklükteki bir deprem, sağlam zemine oturan ve yönetmeliğe uygun inşa edilmiş bir yerleşimde daha düşük şiddet üretir. Bu, mühendisliğin doğrudan müdahale edebildiği alandır ve inşaat mühendisliği derslerinin temel konularından birini oluşturur.
Peki bu iki kavram arasında hiç köprü yok mu? Var, ancak dikkatli kullanılması gereken bir köprü. AFAD, şiddet ile magnitüd arasında ampirik bağıntılar bulunduğunu belirtir ve şu dönüşüm tablosunu paylaşır.
| Şiddet | IV | V | VI | VII | VIII | IX | X | XI | XII |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| Richter Magnitüdü | 4 | 4,5 | 5,1 | 5,6 | 6,2 | 6,6 | 7,3 | 7,8 | 8,4 |
Bu tablo bir dönüşüm hesabı değil, istatistiksel bir eğilimdir. AFAD'ın kendisi de magnitüd ile şiddet bağıntısının incelenen bölgeden bölgeye değiştiğinin göz önünde tutulması gerektiğini vurgular.
Aynı Büyüklük, Farklı Sonuç: Şiddeti Belirleyen Üç Değişken
İki deprem aynı magnitüdle kaydedilebilir ama biri neredeyse fark edilmezken diğeri bir yerleşimi yıkabilir. Bunun sebebi büyüklük değil, enerjinin yolculuğu boyunca karşılaştığı koşullardır.
Odak Derinliği
Enerji, yüzeye çıkana kadar yol boyunca zayıflar. Sığ bir deprem enerjisinin büyük kısmını yüzeye taşır. Derin bir deprem geniş alanda hissedilir ama yıkıcılığı azalır.
Zemin Yapısı
AFAD'ın şiddet ve zemin ivmesi ilişkisini gösteren tablosunda, VII şiddet 50-100 gal aralığına karşılık gelirken IX şiddet 200-400 gal aralığına çıkar. Aynı dalga, zemine göre çok farklı ivmeler üretebilir.
Yapı Tipi
MSK cetveli yapıları üç tipe ayırır: kerpiç ve moloz taş yapılar, tuğla ve kagir yapılar, betonarme ve iyi yapılmış ahşap yapılar. Aynı sarsıntıda bu üç tip tamamen farklı tepki verir.
Bu üç değişkenin birlikte çalışması, şiddetin neden bir alanda tek bir sayı olmadığını açıklar. Aynı depremde iki mahalle arasında bile şiddet farkı görülebilir.
Aynı şiddetle sarsılan noktaların birleştirilmesiyle elde edilen eğrilere eşşiddet (izoseit) eğrileri denir. Bu eğrilerin tamamlanmasıyla eşşiddet haritası ortaya çıkar. Depremin şiddeti eğrilerin üzerine değil, iki eğri arasında kalan alanın içine yazılır.
Türkiye'nin Fay Tablosu: Rakamlarla Durum
Türkiye, dünyanın en etkin deprem kuşaklarından birinin üzerinde bulunur. MTA'nın bilgi notuna göre Anadolu, Arabistan Levhası ile Avrasya Levhası arasına adeta sıkışmış durumdadır ve Arabistan Levhası'nın halen devam eden kuzey yönlü hareketi nedeniyle batıya doğru kayma hareketini sürdürmektedir.
AFAD'ın Deprem Bölgeleri Haritası'na dayanarak paylaştığı veriler, tablonun ölçeğini net biçimde ortaya koyar.
%92
Yurdumuzun deprem bölgeleri içinde kalan kısmı
%95
Deprem tehlikesi altında yaşayan nüfus oranı
%98
Deprem bölgesindeki büyük sanayi merkezleri
%93
Deprem bölgesinde bulunan barajlarımız
Fay envanteri tarafında ise tablo sürekli güncelleniyor. MTA'nın 2013 basımlı Türkiye Diri Fay Haritası'nda toplam diri fay sayısı 485 olarak gösteriliyordu; bunların 326'sı tekçe fay, fay zonu veya sistem, 183'ü ise bu ana yapılar altındaki fay segmentiydi.
Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre MTA Genel Müdürü Vedat Yanık, 2026 yılında yayımlanan güncel sürümde bu sayının 700'e yükseldiğini açıkladı. Artışın nedeni yeni fayların oluşması değil, 13 yıllık saha çalışmaları ve akademik araştırmalarla haritalama çözünürlüğünün artmasıdır.
MTA, haritada gösterilen diri fayların her birinin 5,5 ve daha büyük depremler üretebilecek kaynak zonlar olduğunu belirtiyor. Kendi bölgenizin durumunu incelemek isterseniz Türkiye doğal afet risk haritası üzerinden konuya daha geniş bir çerçeveden bakabilirsiniz.
Yorumlama Notu
Fay sayısındaki artış tek başına "risk arttı" anlamına gelmez. Aynı jeoloji, daha ayrıntılı bir çözünürlükle görüntülenmiştir. Bilgi arttıkça harita daha karmaşık görünür; bu bir kötüleşme değil, bir netleşmedir.
Deprem Önceden Tahmin Edilebilir mi?
Bu sorunun cevabı, konuyla ilgili en çok yanlış bilgi dolaşan alan. AFAD'ın ifadesi net: bilimin bugünkü olanakları ile depremin önceden belirlenmesi imkânsızdır.
AFAD, depremlerin hava durumu gibi önceden tahmin edilebilmesi için güvenli bir yöntem bulunmadığını, bazı tahminlerin tuttuğu görülmüşse de bunların tamamen tesadüften ibaret olduğunu belirtiyor.
Burada bir ayrım şart. Tahmin, bir depremin yerini, zamanını ve büyüklüğünü önceden söylemektir ve mümkün değildir. Tehlike analizi ise bir bölgede belirli bir zaman aralığında hangi düzeyde sarsıntının beklenebileceğini olasılıksal olarak hesaplamaktır ve rutin biçimde yapılır. İkisini karıştırmak, birçok yanlış haberin kaynağıdır.
Konuyu Kalıcı Olarak Öğrenmenin Yolu
Deprem konusu, coğrafya ile fiziğin kesiştiği ender başlıklardan biridir. Levha hareketleri ve fay tipleri coğrafyanın alanına girerken; dalga yayılımı, enerji ve logaritmik ölçekler fiziğin konusudur.
Bu nedenle konu ezberle değil, mekanizmayı kavrayarak öğrenildiğinde kalıcı olur. Sınav odaklı çalışanlar için ise konu dağılımını bilmek zaman yönetimini kolaylaştırır; TYT coğrafya konuları ve soru dağılımı bu planlamada işe yarayan bir başlangıç noktası olabilir.
Türkiye'nin farklı illerinde bu konuyu bire bir çalışmak isteyen öğrenciler için yerel seçenekler de mevcut. İzmir fizik özel dersi ya da Bursa fizik özel ders gibi alternatiflerle yüz yüze çalışmak mümkün.
Coğrafi konumunuzdan bağımsız olarak ilerlemek isterseniz online fizik dersleri da esnek bir program kurmanıza imkân verir.
Sonuç: Üç Kavram, Tek Zincir
Deprem, fay ve şiddet ayrı ayrı konular değil, tek bir zincirin halkalarıdır. Levhalar hareket eder, enerji birikir, fay kırılır, dalgalar yayılır, yeryüzü sarsılır.
Büyüklük bu zincirin başındaki enerjiyi, şiddet ise sonundaki sonucu ölçer. Aynı zincirin iki farklı ucuna baktıkları için birbirlerinin yerine geçemezler.
Zincirin başını değiştiremeyiz. Sonunu ise büyük ölçüde değiştirebiliriz. Deprem bir doğa olayıdır; afete dönüşüp dönüşmeyeceğini belirleyen şey, zeminin ve yapının o enerjiye nasıl karşılık verdiğidir.
Doğru Kaynaktan Takip Edin
Deprem verisi için birincil kaynaklar AFAD Deprem Dairesi, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü ile fay haritaları için MTA Genel Müdürlüğü'dür. Bir sarsıntı sonrası ilk dakikalarda dolaşan sayılar sıklıkla revize edilir; kurumların resmi duyurusunu beklemek, doğru bilgiye ulaşmanın en kısa yoludur.
Görüşlerinizi Bizimle Paylaşın (0)