Disleksi Nedir? Disleksili Çocukların Eğitimi Nasıl Olmalıdır?

Disleksi Nedir? Disleksili Çocukların Eğitimi Nasıl Olmalıdır?
Yasin G.
Tecrübe Paylaşımı - Hayata Dair
Ağu 6, 2020
169

Disleksi Nedir?

Disleksi halk arasında yaygın bilinen bir durum olmasına rağmen tanımsal olarak yanlış adlandırılmaktadır. Disleksi bir hastalık değildir, yalnızca genel öğrenme anlayışının aksine literatürde öğrenme bozukluğu ya da öğrenme güçlüğü olarak geçer ve çoğu disleksili bireye göre asıl güçlük, durumlarına göre belirlenmeyen koşullar ve eşitsizliklerdir. Öğrenme konusunda zeka ya da algılamaya dayalı herhangi bir fonksiyonel yetersizlik ya da geriliği olmayan disleksi sahiplerinin karşılaştıkları temel olumsuzluklar odaklanamama, dil yapısında zorluk yaşama, ses ve semboller arasındaki ilişkiyi kurmada zorluk ve hatırlamada güçlük olarak genelleştirebilir.  

Disleksili Çocukların Eğitimi ve Eğitimcilerin Rolü

Bu konuda öncelikle eğitim sistemine ve özellikle de sınıf öğretmenlerine düşen görev çok fazla. Çoğu çocuk günümüzde her ne kadar okul öncesinde okumayı sökmüş ya da harfler ve rakamlarla iç içe olsa bile aileler çocuklarının durumunu fark etme noktasında eksik kalabiliyor. Bu, disleksinin aileler tarafından yeterince bilinmemesi ya da çocuklarındaki gelişimi dikkatli bir şekilde takip edememelerinden de kaynaklanmaktadır. Bu yüzden sınıf ortamında kendini daha da belli ettirecek bu durumu fark etmek, temelde sınıf öğretmenlerinin bilinçli olmasına bağlı. Bunun da öncesinde, eğitim sisteminde, disleksili ya da yine disleksi gibi farklı öğrenme tarzı/güçlüğüne sahip çocukların, algılama-öğrenme-uygulama tarzlarının da dahil edildiği değişiklikler yapılmalı. Böylece hiçbir çocuk geride bırakılmayıp sadece sistemsel dokunuşlarla herkesin faydalanacağı bir eğitim sistemine geçilmiş olunur. Örneğin, disleksili çocuklar odaklanmakta çok güçlük çektikleri için uzun süreli ders saatleri onlar için bir handikaptır. Dikkatleri kısa sürede dağıldığından dolayı ders saatleri daha kısa tutularak odaklanmaları kolaylaştırılabilir. Fakat eğitim sürecinin başladığı noktaya geri dönersek, öncelikle öğretmenlerin disleksili çocukların algılayış tarzının nasıl olduğunu, ne tür anlatımlar ile daha kolay kavrayabildikleri ve öğrendiklerini unutmadıklarını analiz etmesi gerekir. Eğitimciler yetiştirilirken özel ders eğitimi, eğitim psikolojisi gibi derslerle disleksi ve benzeri durumlarla karşılaştıklarında nasıl bir yöntem izlemeleri gerektiği öğretilmeli. Temelde sesler ve semboller arasındaki ilişkide uzmanlaşmada problem olarak kendini gösteren disleksi, anadili öğrenmenin yanı sıra yabancı dil öğreniminde de dikkat çekmekte. Bu yüzden yabancı dil eğitiminde zorlanan çocuk, her zaman ilgisiz ya da tembel olarak adlandırılmamalı. Zorluğun sebebi tespit edilirse belki de bireyin disleksi sebebiyle zorlandığı fark edilecektir. Çoğu zaman öğretmenler sınıfta başarısız gördükleri çocuklar için “zeki ama çalışmıyor, oyun ortamında çok enerjik ama sınıfta çok suskun ve derslere katılmıyor bu yüzden başarısız oluyor” diyerek çocuğun farklılığını göz ardı ediyor ve durumu tembellikle özdeşleştiriyor. Aksine disleksili çocuklar öğretim sürecinde kendilerine ortak bir payda bulamadıkları için kopma yaşıyorlar ve fark edilmezlerse kaybediliyor ve eğitim hayatından uzaklaşıyorlar.  Bu da hem o dönemde hem de ileride kariyer sağlama konusunda başarısızlıkla sonuçlanıyor. Doğru bir eğitimle yönlendirilmesi için disleksili öğrencinin süreç içersinde öğretmenler tarafından tespit edilmesi gerekiyor. Durumu tespit edilen öğrencinin rehber öğretmeniyle konuşulup ailesinin bilgilendirilmesi ve destek alması konusunda bir yol belirlenilmesi gerekiyor. Ev ortamı, aile içi ortam gibi durumlar her çocukta olduğu gibi disleksili çocukları da etkilediğinden bunların da incelenmesi gerekmektedir. 

Disleksili çocuklar için devletin sağlamış olduğu ücretsiz eğitimler olmakla birlikte bu eğitimler yalnızca hastaneler tarafından verilen rapor ile veriliyor. Fakat bakıldığında her disleksili çocuğun bu eğitimleri alamadığı görülüyor. Sebebi ise çocuğu disleksi olan anneler ve babaların belli bir yüzdeye kadar “engelli” açıklaması bulunan bu raporları almak istememesi. İleriki yaşlarda bu raporların çocuklarının karşısına çıkmasını ve olumsuz anlamda etkilenmelerini istemediklerinden dolayı çoğu çocuk bu eğitimden faydalanamadan belki direkt normal öğrenci, belki de kaynaştırma öğrencisi olarak bir sınıfa yazılıyor. Öğretmenlerin yapması gereken öğrencinin bu özel dersleri alıp almadığını öğrenmek ve sınıftaki diğer öğrencilere disleksiyi öğretmek. Gerek sınıf içi aktiviteler gerek animasyonlar gerekse hayattan örneklerle disleksinin ne olduğunu, bir hastalıktan ziyade farklı bir öğrenme tarzı olduğunu ve asla zeka geriliği ile karıştırılmaması gerektiğini öğretmesi gerekiyor. Sınıfa yerleştirilecek olan disleksili çocukların akran zorbalığı ile karşılaşmaması için sınıfın disleksi ve benzeri durumlar hakkında bilgi edinmesi ve öğrencilerin bunun normal bir durum olduğunu samimiyetle dile getirebilmesi gerekir. Böylece disleksili öğrenci sınıfa tanıtılırken durumunu açıklama konusunda utangaçlık çekmemeli ve erken yaştan başlayan bir özgüven hasarına sebep olunmamalı. Ayrıca veli toplantılarında öğrencilerin aileleri ile bu durumu paylaşması disleksili bireylere karşı farkındalığı artıracak ve toplum içindeki yanlış anlaşılmaların önüne geçilebilinecektir. 

Disleksili öğrencilerin sınıf içinde dışlanmaması ya da göz ardı edilmemesi için öğretmenin abartılı davranmamakla birlikte dikkatli ve bilinçli olması gerekmekte. Öğrencinin diğerlerinin dikkatini dağıtması ya da kendi rızası gibi anlamsız bahanelerle  arka sıralara oturtulması yahut abartılı bir hassasiyetle en ön sıraya oturtulması gibi ayrıştırıcı eylemlerden kaçınılmalı. İlk önce öğrencinin sınıfta dışlanmadığı ve herkesle eşit pozisyonda olduğunu hissetmesi gerekir. Öğrenci bunu hissettiğinde hem arkadaşlık ilişkileri hem de özgüveni gayet sağlıklı gelişecek ve kendini her yerde rahat hissedebilecektir. Bu tarz küçük yöntemlerle disleksili öğrencinin, sınıfın geri kalanı ile aynı süreçte gelişebileceği bir ortam oluşturulabilinir. Sınav konuları ve süresi bakımından farklı bir yol izlenmesi, ekstra dersler ile takviye alması gibi yöntemler öğrencinin odaklanma ve gecikme engellerini aşması için faydalı olacaktır. Elbette tüm sorumluluk öğretmenlerin olmamalı. Ailenin çocukları için yapabileceği en iyi şeylerden biri destek alarak ilerlemeleri. Disleksi tedavi merkezlerinde olduğu gibi özel dersler ile de takviye alınmalı. Çocuğun durumunun geçici olduğunu düşünerek ya da hafife alarak ilerleyen süreç elbette ilerleyen yıllarda tüm hayatını etkileyecek bir olumsuzlukla sonuçlanabilir. Yapılacak en basit şey, bir uzman yardımıyla öğrencinin seviyesi belirlenmeli; odak süresi, öğrenme tarzı, dikkatini çeken ve çekmeyen konular belirlenmeli, hatta hobileri ve yatkınlıkları tespit edilmeli. Disleksili bireyler normal ve üstün zekaya sahip olabildiklerinden potansiyelleri asla göz ardı edilmemedir. En bilinir disleksili birey Einstein’ı göz önüne alırsak, yaşadığı olumsuzluklara rağmen şu an dünyada en çok tanınır insanlardan biri, elbette hastalığıyla değil buluşlarıyla. Temelden başlayarak doğru bir eğitim süreciyle kurtarılamayacak birey yoktur. Her çocuk özeldir, her çocuk bir cevherdir. Zor olması onun geride bırakılması ya da teslimiyeti gerektirmez.

Disleksi Öğretmenleri'ne linkten ulaşabilir, profillerini inceleyebilir ve kendinize en uygun disleksi öğrencilerine ders veren öğretmenden ders talebinde bulunabilirsiniz.

Disleksi Hakkında Tavsiye Film ve Belgeseller 

  1. Taare Zameen Par (Her Çocuk Özeldir)

  2. The Big Picture: Rethinking Dyslexia (2012)

  3. Dislecksia: The Movie (2011)

  4. Inside Dyslexia- Belgesel

  5. Read Me Differently (2009)

  6. The Secret (1992)

  7. Made By Dyslexia 

Yazıyı Paylaş
Yorumlar
0
Bir Cevap Yazın
E-Posta Adresiniz Yayınlanmayacaktır