Pelinguz
Yazar; Pelinguz K.
14.08.2026 - 18 dakikalık okuma.

Fizikte eksik olduğun konularda alanında uzman öğretmenlerden özel ders al!

Online Birebir Derslere Kaydolun!

Öğretmenler genellikle 1 saat içinde yanıt verir

196.609 Aktif Öğrenci - 213.378 Tamamlanan Ders

Ders Çalışırken Zaman Kaybettiren 7 Alışkanlık

Dersten daha fazla verim almak için zaman kaybettiren 7 alışkanlığı öğrenin!

Pelinguz
Yazar; Pelinguz K.
14.08.2026 - 18 dakikalık okuma.
Ders Çalışırken Zaman Kaybettiren 7 Alışkanlık

Ders çalışırken en çok zaman kaybettiren yedi alışkanlık şunlardır: konuyu pasif biçimde tekrar tekrar okumak ve altını çizmek, çalışmaya hazırlanmayı çalışmak sanmak, telefonu masanın üzerinde tutmak, bütün konuyu tek bir uzun maratona yığmak, soruda gerçekten zorlanmadan çözüme bakmak, hep aynı ve kolay konunun içinde kalmak ve uykudan çalarak çalışma süresini uzatmak. Bu yedi alışkanlığın ortak özelliği şudur: hepsi çalışırken verimli hissettirir, ama sınavda ölçülen kalıcı öğrenmeyi üretmez.

Yani sorun tembellik değil. Masa başında geçen saatlerin karşılığını alamayan öğrencilerin çoğu aslında çalışıyor. Sadece, beynin öğrenme sinyali olarak yanlış bir şeyi okuyor: tanıdıklık hissini. Bu yazıda her alışkanlığı, arkasındaki bilişsel mekanizmayı ve yerine ne koyacağınızı tek tek ele alıyoruz.

%42,8

11-15 yaş grubunda telefonunu yarım saatte bir kontrol eden çocuk oranı (TÜİK, 2024)

33,9 / 55,5

Öğrencilerin tahmin ettiği ve gerçekte harcadığı gün sayısı (Buehler ve ark., 1994)

%38 / %78

Blok çalışma ve karışık çalışma sonrası test başarısı (Taylor ve Rohrer, 2008)

Çalışma hissi ile öğrenme aynı şey değildir. Zaman kaybettiren alışkanlıkların tamamı, bu iki şeyi birbirine karıştırdığımız noktada doğar.

Önce Temel Sorun: Akıcılık Yanılsaması

Neden bu alışkanlıkları kendi başımıza fark edemiyoruz

 

Bilişsel psikolojide akıcılık yanılsaması denen bir olgu var. Bir metni ikinci kez okuduğunuzda cümleler daha kolay akar, kelimeler tanıdık gelir, kafanızda hiçbir direnç oluşmaz. Beyin bu kolaylığı otomatik olarak "biliyorum" diye yorumlar.

Oysa ölçülen şey bilgi değil, tanıdıklıktır. Sınav ise size metni göstermez; boş bir sayfa verip bilgiyi kendi başınıza üretmenizi ister. Kolay hissettiren yöntemler tam bu noktada çöker.

Aşağıdaki yedi alışkanlığın hepsi aynı hataya dayanır: çalışma sırasındaki rahatlığı, sınav sırasındaki performansın habercisi sanmak. Bu yüzden listeyi okurken şu soruyu aklınızda tutun: bu yöntem beni zorluyor mu, yoksa sadece meşgul mü ediyor?

Alışkanlık 1

Konuyu Tekrar Tekrar Okumak ve Altını Çizmek

 

En yaygın ve en pahalı alışkanlık bu. Kitabı açarsınız, konuyu okursunuz, önemli yerlerin altını çizersiniz, ertesi gün aynı sayfaları bir daha okursunuz. Saat ilerler, sayfa sayısı artar, öğrenme neredeyse yerinde sayar.

Kent State Üniversitesi'nden John Dunlosky ve ekibinin 2013'te Psychological Science in the Public Interest dergisinde yayımladığı kapsamlı derleme, öğrencilerin en sık kullandığı on tekniği tek tek değerlendirdi. Sonuç çarpıcıydı: özetleme, altını çizme ve yeniden okuma düşük fayda kategorisine yerleştirildi. Yüksek fayda listesinde ise sadece iki teknik vardı: kendini test etme ve aralıklı çalışma.

Peki öğrenciler bunu neden bilmiyor? Dunlosky'nin cevabı ilginçtir: bu teknikler öğretmen adaylarının okuduğu eğitim psikolojisi kitaplarında yeterince yer bulmuyor. Yani yöntem sorunu, kuşaktan kuşağa aktarılan bir bilgi boşluğundan besleniyor.

Okuma temelli çalışmayı tamamen bırakmanız gerekmiyor; onu bir öğrenme yöntemi değil, bir ön hazırlık aşaması olarak görmeniz gerekiyor. Okuma hızını ve kavrama oranını birlikte yükseltmeyi hedefleyen online hızlı okuma teknikleri çalışmaları da bu ilk aşamayı kısaltmak için tasarlanmıştır, bilgiyi kalıcı kılmak için değil.

Zaman kaybettiren

Kitabı açıp okumak

Bilgi gözünüzün önünde durur. Beyin hatırlamaz, sadece tanır. Tanıma, sınavda işinize yaramaz.

Yerine koyun

Boş sayfa tekniği

Kitabı kapatın, boş kağıda hatırladığınız her şeyi yazın, sonra kitapla karşılaştırın. Eksikler tam olarak çalışmanız gereken yerdir.

Bu farkın en net kanıtı Purdue Üniversitesi'nden Jeffrey Karpicke ve Janell Blunt'ın 2011'de Science dergisinde yayımladığı çalışmadır. Araştırmada bir grup öğrenci bilimsel metinleri kavram haritası çıkararak, diğer grup ise metni kapatıp hatırlamaya çalışarak öğrendi.

Bir hafta sonraki testte hatırlama pratiği yapan grup açık ara öndeydi. Üstelik üstünlük, sınavın kendisi kavram haritası çizmeyi gerektirdiğinde bile sürdü. En dikkat çekici ayrıntı ise şu: öğrenciler öncesinde kavram haritasının daha etkili olacağını tahmin etmişti.

Not tutmak da aynı tuzağa düşebilir. Dersi kelimesi kelimesine yazmak, düşünmeden kopyalamak anlamına gelir. Notu sonradan hatırlama sorusuna çevirmek, dönüştürmek ve sadeleştirmek gerekir; etkili öğrenme için not tutma teknikleri tam da bu dönüştürme aşamasına odaklanır.

Alışkanlık 2

Çalışmaya Hazırlanmayı Çalışmak Sanmak

 

Renkli kalemler, yeni defterler, saat saat bölünmüş programlar, uygulamada kurulan çalışma takvimleri. Hepsi masaya oturmuş gibi hissettirir, hiçbiri tek bir soru çözdürmez.

Bu alışkanlığın arkasında ölçülmüş bir bilişsel yanlılık var. Roger Buehler, Dale Griffin ve Michael Ross'un 1994'te Journal of Personality and Social Psychology dergisinde yayımladığı çalışmada üniversite öğrencilerine bitirme projelerini ne zaman tamamlayacakları soruldu. Ortalama tahmin 33,9 gündü; gerçekleşen ortalama süre 55,5 gün oldu.

Öğrencilerin yalnızca yaklaşık üçte biri kendi öngördüğü tarihte bitirebildi. Araştırmacılar bu eğilimi planlama yanılgısı olarak adlandırdı ve şunu gösterdi: insanlara geçmişteki gecikmeleri hatırlatmak bile tahminleri düzeltmeye yetmiyor.

Sonuç tanıdıktır. Gerçekçi olmayan program birkaç gün içinde bozulur, bozulan program suçluluk üretir, suçluluk erteleme üretir ve program baştan yazılır. Program yapmak kötü değildir; programı çalışmanın yerine koymak kötüdür. Bu yüzden planlama becerisini ayrı bir beceri olarak görüp zaman yönetimi tarafında ayrıca çalışmak, çalışma saatlerini korumanın en pratik yollarından biridir.

Pratik kural

Bir haftalık program yazmak yerine yarın için üç satır yazın: hangi konu, kaç soru, hangi saat aralığı. Üç satırı üst üste yedi gün tutturduğunuzda daha uzun bir plan yapmaya hakkınız olur. Plan, geçmiş performansınızın verisiyle yazıldığında gerçekçi olur.

Alışkanlık 3

Telefonu Masanın Üzerinde Tutmak

 

Telefonu sessize almak yetmez, ters çevirmek de yetmez. Çünkü asıl maliyet gelen bildirimde değil, telefonun orada olduğunu bilmenizde.

Amerikan Psikoloji Derneği'nin görev değiştirme üzerine yayımladığı derlemede, Joshua Rubinstein, David Meyer ve Jeffrey Evans'ın 2001 tarihli deneyleri aktarılır. Katılımcılar iki iş arasında her geçiş yaptığında zaman kaybetti; işler karmaşıklaştıkça kayıp büyüdü. Meyer'in bu bulgulardan yaptığı çıkarım, görev değiştirmenin verimli zamanın yüzde kırkına varan bir bölümüne mal olabileceği yönündedir.

Kesintiden sonra işe dönüş de sanıldığı kadar hızlı değil. Bilgi bilimci Gloria Mark, Gallup'a verdiği röportajda kesintiye uğrayan işlerin yüzde 81,9'unun aynı gün içinde sürdürüldüğünü, ancak geri dönüşün ortalama 23 dakika 15 saniye sürdüğünü aktarır. Arada genellikle iki ayrı işe daha girilir; bu yüzden ilk işe yeniden odaklanmak ek çaba ister.

Telefonun sadece görünür olmasının bile bilişsel kapasiteyi düşürdüğüne dair bulgular da var. Adrian Ward ve arkadaşlarının 2017'de yayımladığı çalışma, katılımcılar telefona hiç bakmasa bile masada duran cihazın performansı düşürdüğünü bildirdi. Bu etkinin gücü sonraki tekrar çalışmalarında tartışılmıştır; ancak yönü konusunda pratik sonuç değişmiyor: cihaz uzaklaştıkça dikkat serbest kalır.

Türkiye'de tablo

TÜİK'in 2024 Çocuklarda Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması'na göre 6-15 yaş grubunda internet kullanım oranı yüzde 91,3'e ulaştı. Düzenli telefon kullanan 11-15 yaş grubundaki çocukların yüzde 42,8'i telefonunu en az yarım saatte bir kontrol ettiğini belirtti.

Aynı araştırmada düzenli internet kullanan çocukların yüzde 42,9'unun hafta içi günde yaklaşık iki saat ve daha fazla süreyi internette geçirdiği ölçüldü. Bu süre, ders çalışma bloklarıyla doğrudan yarışan bir süredir.

Uygulanabilir çözüm sade: telefon çalışma odasında bulunmasın. Başka bir odaya, çantaya ya da kapalı bir çekmeceye. İrade gücüne yaslanan her çözüm, günün yorgun saatinde çöker.

İkinci adım, kesintiyi öngörülebilir hale getirmektir. Belirli aralıklarla planlanmış kısa molalar, dikkatin kendi kendine dağılmasını önler; Pomodoro tekniği ile verimli ders çalışma yaklaşımı da tam olarak bu mantığa dayanır: molayı siz planlarsanız, telefon planlamaz.

Alışkanlık 4

Bütün Konuyu Tek Bir Maratona Yığmak

 

Sınavdan iki gün önce başlayıp on saat üst üste çalışmak, kısa vadede işe yarıyormuş gibi görünür. Ertesi sabahki sınavı kurtarabilir. Üç hafta sonraki denemeyi kurtarmaz.

Nicholas Cepeda ve ekibinin 2006'da Psychological Bulletin dergisinde yayımladığı meta-analiz, aralıklı çalışma üzerine 184 makaledeki 317 deneyi ve 839 ayrı ölçümü bir araya getirdi. Bulgu net: aynı toplam süre zamana yayıldığında hatırlama belirgin biçimde artıyor.

Aynı analizden çıkan pratik kural da önemlidir. Bilgiyi ne kadar uzun süre saklamak istiyorsanız, tekrarlar arasındaki aralık o kadar uzun olmalıdır. Yarınki yazılı için bir gün, aylar sonraki sınav için haftalar.

Bu etki laboratuvarla sınırlı değil. Melbourne Üniversitesi'nden Rhys Mawson ve Sean Kang'ın 2025'te yayımladığı sınıf içi çalışmalara odaklanan meta-analiz, aralıklı çalışmanın toplu çalışmaya karşı orta düzeyde ve tutarlı bir üstünlük sağladığını bildirdi.

Hedef Tekrar aralığı Uygulama
Yarınki yazılı Aynı gün + akşam İki kısa hatırlama turu
Bir hafta sonraki deneme 1. gün, 3. gün, 6. gün Kısa soru setleri
Bir ay sonraki sınav 1. gün, 1. hafta, 3. hafta Karışık konu tekrarı
Yıl sonu merkezi sınav Aylık döngü Deneme + hata defteri

Dikkat

Aralıklı çalışma daha az çalışmak demek değildir. Toplam süre aynı kalır, sadece dağılımı değişir. On saatlik tek oturum yerine beş güne yayılmış iki saatlik beş oturum, aynı maliyetle daha kalıcı bir sonuç üretir.

Alışkanlık 5

Zorlanmadan Çözüme Bakmak

 

Soru okunur, ilk otuz saniyede bir fikir gelmez, göz otomatik olarak çözüm sayfasına kayar. Çözüm okunur, "haa evet" denir, sayfa çevrilir. Bir saatte kırk soru "çözülmüş" olur, hiçbiri öğrenilmemiştir.

Öğrenme bilimlerinde bu durumun karşılığı açıktır: bilgi, geri getirilirken güçlenir. Çözümü okumak bilgiyi göze sokar; soruyu kendi başına kurmaya çalışmak ise beyni bilgiyi kendi deposundan çıkarmaya zorlar. Karpicke ve Blunt'ın çalışmasında görülen fark tam da buradan doğar.

Zorlanma hissi bu yüzden bir hata sinyali değil, bir öğrenme sinyalidir. Robert Bjork'un literatüre kazandırdığı arzu edilen zorluk kavramı da bunu anlatır: çalışmayı kolaylaştıran her müdahale, çoğu zaman kalıcılığı düşürür.

Bu alışkanlığın maliyeti, problem çözme ağırlıklı derslerde daha da yükselir. Fizik gibi her sorunun kendi kurgusunu çözmeyi gerektirdiği alanlarda, çözümü erken görmek stratejiyi seçme becerisini hiç geliştirmez. Türkiye'nin farklı illerinde bu tür derslerde birebir desteğe ihtiyaç duyan öğrenciler İzmir fizik özel dersi veya Bursa fizik özel ders gibi yerel seçeneklerle ilerleyebilir.

Adım 1

On dakika kuralı

Soruya en az on dakika verin. Süre dolmadan çözüme bakmak yok. Boş kalırsanız bile denemenin izi kalır.

Adım 2

Kapat ve yeniden çöz

Çözümü okuduktan sonra sayfayı kapatın ve soruyu sıfırdan yazın. Okumak öğrenme değildir, yeniden üretmek öğrenmedir.

Adım 3

Hata defteri

Yanlışın kendisini değil, nerede saptığınızı yazın. Aynı soruyu üç gün sonra tekrar çözün.

Alışkanlık 6

Hep Aynı ve Kolay Konunun İçinde Kalmak

 

Çalışmaya sevdiğiniz konuyla başlarsınız, iyi gider, moral yükselir. Ertesi gün yine aynı konu. Zayıf olduğunuz konu ise her gün listenin en altında bekler ve sınav haftasına kadar hiç çalışılmaz.

Buna bir de blok çalışma alışkanlığı eklenir: aynı tipten kırk soru arka arkaya çözülür. Bu düzende ilk sorudan sonra hangi yöntemin kullanılacağı zaten bellidir; öğrenci yöntemi seçmeyi değil, yalnızca uygulamayı çalışır.

Doug Rohrer ve Kelli Taylor'ın matematik pratiği üzerine yürüttüğü deneyler bu farkı ölçtü. Karışık sıralamayla çalışan öğrenciler seans sırasında daha kötü performans gösterdi, ancak bir gün sonraki testte puanları katlandı. 2008 tarihli çalışmalarında karışık pratik sonrası başarı yüzde 78, blok pratik sonrası yüzde 38 olarak ölçüldü.

Anlamı şudur: çalışırken kendinizi kötü hissettiren düzen, sınavda sizi kurtaran düzendir. Sınav zaten soruları konu başlığına göre gruplandırmaz.

Blok çalışma

Aynı tip sorudan kırk tane arka arkaya.

Seans içinde yüksek başarı, ertesi gün düşük hatırlama. Yöntem seçme becerisi gelişmez.

Karışık çalışma

Dört farklı konudan onar soru, karışık sırayla.

Seans içinde daha zorlayıcı, testte belirgin biçimde daha yüksek başarı. Sınav koşuluna benzer.

Uygulama

Günlük soru setinizi tek konudan seçmeyin. Dört farklı konudan onar soruyu karıştırıp çözün. İlk hafta puanlarınız düşecek; bu, yöntemin çalıştığının işaretidir, çalışmadığının değil.

Alışkanlık 7

Uykudan Çalarak Çalışma Süresini Uzatmak

 

Gece ikiye kadar çalışmak, çalışma tablosunda üç saat kazandırır. Ertesi günün dikkatinden ise çok daha fazlasını götürür. Üstelik bu, sadece yorgunlukla ilgili bir mesele değil.

Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi'nin resmi tavsiyesi 13-18 yaş grubu için düzenli olarak 24 saatte 8-10 saat, 6-12 yaş grubu için 9-12 saat uykudur. Akademi, önerilen sürenin altında kalmanın dikkat, davranış ve öğrenme sorunlarıyla ilişkili olduğunu açıkça belirtir.

Bu tavsiye çoğu ülkede karşılanmıyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri'nin 2015 Youth Risk Behavior Survey verilerine dayanan analizinde lise öğrencilerinin yüzde 72,7'sinin okul gecelerinde yeterli uykuyu alamadığı raporlandı.

Uykunun öğrenmedeki rolü basit bir dinlenmeden ibaret değildir; gün içinde kodlanan bilgi uyku sırasında pekişir. Yani gece geç saate kadar çalışıp uykuyu kısmak, gündüz öğrendiğinizi kaydetmeden bilgisayarı kapatmaya benzer.

8-10 saat

13-18 yaş için önerilen günlük uyku (AASM)

9-12 saat

6-12 yaş için önerilen günlük uyku (AASM)

%72,7

Okul gecelerinde yeterli uyku alamayan lise öğrencisi oranı (CDC, 2015 YRBS)

Uyku düzenini toparlamanın en güvenilir yolu yatma saatini değil, uyanma saatini sabitlemektir. Uyanma saati sabitlendiğinde uyku baskısı birkaç gün içinde yatma saatini kendiliğinden öne çeker. Buna son bir saatte ekranı bırakmayı eklerseniz, kaybedilen üç saatlik gece çalışmasının çok daha fazlasını gündüz geri alırsınız.

Yedi Alışkanlık ve Yerine Konacaklar

Tek tabloda uygulama karşılığı

 
Alışkanlık Neden kayıp Yerine
Pasif okuma, altını çizme Tanıdıklık hissi verir, hatırlama üretmez Boş sayfaya hatırlama turu
Hazırlanmayı çalışmak sanmak Program yazmak, kırtasiye, kurulum Yarın için üç satırlık plan
Telefonu masada tutmak Görev değiştirme ve odaklanma maliyeti Cihazı başka odaya almak
Tek maratona yığmak Kısa vadeli hatırlama, hızlı unutma Aynı süreyi güne yaymak
Erken çözüme bakmak Çözümü tanımak, üretememek On dakika kuralı ve yeniden çözme
Aynı ve kolay konuda kalmak Yöntem seçme becerisi gelişmez Karışık konu setleri
Uykudan çalmak Ertesi günün dikkatini tüketir Sabit uyanma saati

Yedi Günlük Geçiş Planı

Hepsini aynı anda değiştirmeye çalışmayın

 

Yedi alışkanlığı tek haftada söküp atmaya çalışmak, çoğu zaman hiçbirini değiştirememekle sonuçlanır. Aşağıdaki sıralama, en düşük çabayla en yüksek kazancı verenden başlar.

1. gün

Telefonu odadan çıkarın

Tek değişiklik bu olsun. Çalışma bloğu boyunca cihaz başka bir odada dursun.

2. gün

Okumayı hatırlamaya çevirin

Bir konuyu okuduktan sonra kitabı kapatıp boş sayfaya yazın.

3. gün

On dakika kuralını uygulayın

Hiçbir soruda on dakika dolmadan çözüme bakmayın.

4. gün

Soru setini karıştırın

Dört farklı konudan onar soruyu karışık sırayla çözün.

5. gün

Uyanma saatini sabitleyin

Yatma saatini değil, kalkma saatini sabit tutun.

6. gün

Üç satırlık plan yazın

Yarın için konu, soru sayısı ve saat aralığı. Fazlası yok.

7. gün

Geçen haftayı tekrarlayın

Pazartesi çalıştığınız konuyu bugün on beş dakika geri getirin.

Bu geçişi tek başına yürütmek herkes için kolay değildir; özellikle sınav sürecinde dışarıdan bir gözün haftalık takip yapması, plana sadık kalmayı belirgin biçimde kolaylaştırır. Eğitim koçluğu desteği tam olarak bu takip ve düzeltme işlevini üstlenir.

Sık Sorulan Sorular

 

Günde kaç saat ders çalışmak gerekir?

Bu sorunun tek bir doğru cevabı yoktur ve süre tek başına bir gösterge değildir. Aynı sürede pasif okuma yapan bir öğrenci ile hatırlama ve soru çözme yapan bir öğrencinin kazanımı aynı olmaz. Süre yerine haftalık tekrar sayısını ve çözülen soruların doğru analiz edilip edilmediğini takip etmek daha anlamlıdır.

Altını çizmek tamamen yanlış mı?

Hayır. Dunlosky ve ekibinin değerlendirmesinde altını çizme düşük fayda kategorisinde yer alır, ancak bu zararlı olduğu anlamına gelmez. Sorun, altını çizmenin tek başına bir çalışma yöntemi olarak kullanılmasıdır. İşaretlediğiniz yeri sonradan kapalı kitap hatırlamaya çevirirseniz, işaretleme bir başlangıç aracı olarak işe yarar.

Müzik dinleyerek çalışmak zaman kaybı mı?

Bu, çalışmanın türüne bağlıdır. Sözlü içerik gerektiren işlerde şarkı sözü olan müzik dil işleme kaynaklarıyla yarışır. Rutin tekrar ve alıştırma türü işlerde ise etkisi daha sınırlıdır. En güvenli yaklaşım, yeni ve zor konuda sessiz, tekrar aşamasında sözsüz müzikle çalışmayı denemek ve sonucu kendi verinizle ölçmektir.

Aralıklı çalışma daha az mı çalışmak demek?

Hayır. Toplam süre değişmez, sadece dağılım değişir. Cepeda ve ekibinin meta-analizi aynı toplam sürenin zamana yayılması durumunda hatırlamanın arttığını gösterir. Yani daha az değil, daha akıllı dağıtılmış bir çalışma söz konusudur.

Karışık çalışmaya başlayınca puanlarım düştü, yanlış mı yapıyorum?

Bu beklenen bir sonuçtur. Taylor ve Rohrer'in çalışmalarında karışık pratik, seans sırasındaki performansı düşürdü fakat sonraki testte puanları belirgin biçimde yükseltti. Çalışma anındaki zorluk, kalıcılığın bedelidir.

Sınav haftasında uykuyu kısmak mantıklı mı?

Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi, önerilen uyku süresinin altında kalmanın dikkat ve öğrenme sorunlarıyla ilişkili olduğunu belirtir. Sınav haftasında kazanılan birkaç saat, ertesi günün odaklanma kapasitesinden düşülür. Uykuyu kısmak yerine, o haftaya kadar aralıklı tekrar yapmış olmak çok daha güvenilir bir stratejidir.

Sonuç: Süreyi Değil, Zorluğu Ölçün

 

Ders çalışırken zaman kaybettiren yedi alışkanlığın hiçbiri tembellikten doğmuyor. Hepsi, çalışmayı kolaylaştırdığı için tercih edilen ve tam da bu yüzden öğrenmeyi zayıflatan yöntemler.

Literatürün ortak mesajı sade: kolay hissettiren yöntem genellikle zayıf öğretir, zorlayan yöntem ise güçlü öğretir. Bu yüzden çalışma verimliliğini ölçmenin en dürüst yolu, masada geçen saati değil, o saat içinde kaç kez bilgiyi kendi başınıza geri getirmek zorunda kaldığınızı saymaktır.

Yedi maddeyi aynı anda değiştirmeye çalışmayın. Telefonu odadan çıkarmak ve okumayı hatırlamaya çevirmek, ilk hafta için fazlasıyla yeterlidir. Geri kalanı, bu ikisi yerleştikten sonra çok daha kolay gelecektir.

Unutmayın

Çalışırken kendinizi rahat hissediyorsanız, muhtemelen öğrenmiyorsunuz. Hafif bir zorlanma ve ara ara yaşanan hatırlayamama hissi, doğru yolda olduğunuzun en güvenilir işaretidir.

Kaybedilen Saat Geri Gelmez, Yöntem Değişir

Bugünkü çalışma bloğunda tek bir şeyi değiştirin: telefonu odadan çıkarın ve konuyu okuduktan sonra kitabı kapatıp boş bir sayfaya yazın. Farkı ilk denemede hissedeceksiniz.

2193
Fizik dersi alabileceğiniz en iyi öğretmenleri hemen incele!
650 ₺/SAAT
En iyi Fizik öğretmenlerden konum ve zamandan bağımsız online derslere başla!
5.0 /2800
Her Fizik dersini çok seveceksiz, söz veriyoruz! 67520 olumlu referans
Pelinguz
Pelinguz K.
61.0 17 Yorum
PelinGuz | Eğitimci & Akademik KoçYaklaşık 10 yıllık sahadaki aktif öğretim tecrübemle, öğrencilerin akademik yolculuklarında sadece bilgi aktaran değil, aynı zamanda onların potansiyelini ortaya çıkaran bir rehber olarak ç...

Görüşlerinizi Bizimle Paylaşın (0)

Blog Hakkında Yorumunu Paylaş

Benzer Konular

Ortaokulda başarılı olmak için neler yapılmalıdır. Zamanında SBS derecesi yapmış eğitmenimizin kaleminden.. Keyifli okumaları
21 Nisan 2021 - 3 dakikalık okuma
Kübra Güleç kimdir? Öğretmek sürekli bir öğrenme sürecidir. Sakin ol, Geç kalmadın, Erken de değil.
21 Nisan 2021 - 2 dakikalık okuma
Yaz tatilini verimli geçirmenin püf noktalarını ve önemini sizler için hazırladık. Tüm detaylar blogumuzda..
22 Haziran 2022 - 3 dakikalık okuma