Tercih Döneminde Veliler Çocuklara Nasıl Rehber Olmalı?

Tercih Döneminde Veliler Çocuklara Nasıl Rehber Olmalı?
Hazal Suludağ
Tecrübe Paylaşımı - Hayata Dair
Ağu 3, 2018
1122

Merhabalar, Güncel bir konuyla karşınıza gelmiş bulunmaktayım.

Yazımın hedef kitlesi her ne kadar üniversiteye aday öğrenciler gibi görünse de aslında sesimi duyurmak istediğim kitle sevgili veliler... Halihazırda tercih dönemindeyken değinmek istediğim bazı mevzular var.

Konuya birkaç soruyla giriş yapmak istiyorum çünkü son birkaç gündür birçok veli ya da öğrenciden tercih yaparken yardımcı olmam konusunda mesajlar alıyorum. Konuyla ilgili olunca mahiyetini anlamak daha kolay oluyor tabii. Merak ettiğim ve dikkat çekmek istediğim ilk husus şu;

  • Sevgili veliler, yavrunuzun acilen bir üniversite kazanması mı önemli yoksa bu karmaşık zaman dilimindeki psikolojisi mi?
  • Ya da üniversite kazanmasının yanında sizlerin deyimiyle "4 yıllık" olması mı önemli yoksa “2 yıllık” olması mı önemli?
  • Çocuğunuzun mutlu olacağı mesleği- bölümü tercih etmesi mi önemli yoksa komşunun çocuğunun kazandığı bölümü kazanması mı önemli? Veyahut sadece adı olan ve çocuğunuza hiçbir getirisi olmayacak bir bölümü sadece eşinize dostunuza caka satmak için kazanması mı istiyorsunuz, yoksa geleceğini en kısa ve en doğru şekilde kazanabileceği bir mesleği mi seçmesini istiyorsunuz?

Bu ve benzeri soruları sayfalarca uzatabilirim. Açıkçası sevgili okurlar, bu öğrencilerin tercih zamanı değil, ebeveynlerin tercih zamanı gibi geliyor bana.

Merak ettiğim bir diğer ve bence en önemli olan husus da şu; minimum 18 yaşına gelmiş çocuklar niçin tek başlarına hayatlarına yön verecek tercihi yapamıyorlar? Çocukların kendi yetersizliğinden mi yoksa velinin müdahale etmekten kendini alıkoyamamasından mı? Bence her ikisinin de payı büyük.

İzlenimlerim doğrultusunda emin olduğum şey ailelerin yardımı olmadan çocukların kendilerini yönetemeyecek olması, çocuk dediğime bakmayın bahsetmek istediğim yaş grubu üniversite adayları ve hatta 16-25 yaş grubu aralığı. Hayatları boyunca aileleri olmadan bir şey başarmalarına imkan verilmeyen çocuklar, ailelerinden ayrılmaları gereken zamanda büyük bir boşluk ve bunalıma giriyorlar. Ailenin en büyük yanlışı evlatlarını ömür boyu koruma içgüdüsü. Her ne kadar masumane görünse de belli bir yaştan sonra yapılan fazla müdahaleler çocuğu pasif, kendi başına karar vermeyen, karşılaştığı zorlukları bireysel olarak çözemeyen ve bu yüzden bunalıma giren, edilgen bir yapıya büründürüyor. Bunu şu şekilde somutlaştırabiliriz, üniversiteyi kazandığı şehre anne ya da babasıyla gidip ev tutup yaşayan bireyler var. Üniversite; eğitim yaşantısıyla birlikte bireye bağımsız yaşama, hayatla tek başına mücadele etme imkanı da sağlıyor yani aslında bireyi her yönden olgunlaştırıp hayata hazırlıyor diyebiliriz. Anne ve babasıyla veya büyükanne babasıyla eğitim görmeye giden birey, bir şekilde kendi sorumluluklarını yükleyebileceği bir büyüğe sahip oluyor. Bunda bir zarar görmüyor olabilirsiniz ama şunu unutmamakta fayda var, ileride evlatlarınız sizden bağımsız bir hayat kurmak, tek başlarına ayakta kalmayı başarmak zorundalar. Uzun yıllar almaması gereken konularda aile desteği alan bireyler tek başlarına kaldıklarında bunun vermiş olduğu bunalımı muhakkak yaşıyorlar.

Evladını 18 yaşına kadar kendi beklentileri, istekleri doğrultusunda yetiştiren ,onların ilgi; yönelim ve isteklerini pek umursamayan, tek başlarına bir şey başarmalarına asla imkan ve ihtimal vermeyen, ayakları üstünde durmalarına olanak sağlamayan, bireysel olarak asla doğru bir meslek seçeceğine inanmayan veliler, daima kendi yardımlarıyla bir yere kadar getirdikleri çocuklarının meslek seçiminde başarılı olamayacaklarını düşünüp duruma da el atması tercih zamanlarının bir nevi özetidir aslında.

Peki ne yapmalı, hiç karışmamalı mı ? Tabii ki hayır, çocuklarınıza küçük yaşlardan itibaren yanlışı ve doğruyu tercih ettiğinde neler yaşayacaklarını mutlaka tecrübe ettiriniz. Yaptığı yanlışı kendileri aşmalı, doğruyu da başarmalı yani çocuk; başarı, başarısızlık, iyi, kötü, doğru, yanlış vb .gibi kavramları yaşayarak tecrübe etmeli ve kararlarını o doğrultuda vermeli. Anne baba bu süreçte çocuklara iyi bir örnek ve iyi bir rehber olmalı. Bu şekilde kararları önemsenen, başarının ve başarısızlığın kendi ellerinde olduğunu bilen çocuk, özgüveniyle her şeyi aşabilecek bir yapıya sahip olur.

Evladınızın iyi bir meslek, okul, bölüme sahip olmasından önce o mesleği kendi seçebileceği olgunluğa erişmesi emin olun ki en güzel başarı olacaktır. Ardından gelen merhaleleri kendi başına aşacak ve size gereken gururu mutlaka tattıracaktır. Bu süreçte bir rehber olarak onun tercih ettiği mesleğin muhtevasını çok fazla önemsemeyin. Başta da dediğim gibi mesleğin adı, ne kadar sürede okunduğu, toplumdaki statüsü değil, evladınıza ne kazandıracağı önemli. Siz imkan tanıyın kendi olmayı başarmış çocuklar meslek seçimini de kendileri yapsınlar.

Türkçe Öğretmeni - Hazal Suludağ

Yazıyı Paylaş
Etiketler
Yorumlar
0
Bir Cevap Yazın
E-Posta Adresiniz Yayınlanmayacaktır